benim bebek halimi yapmışlar.
benim bebek halimi yapmışlar.
#rainbow #iphonography #photo #igdaily #instagram #instadaily (Taken with instagram)
Ankara hanimefendisi #instagram #igdaily #photo #iphonography (Taken with instagram)
Eymir ODTU’nundur #odtu #eymir (Taken with instagram)
Merhaba sevdiğim. Ben bugün seni severek uyandım, yine seni severek hazırlandım, yol boyu hep seni düşündüm. Aklıma gelen minik anlarda bazen utandım, bazen salak salak sırıttım. Tamam kabul ediyorum çoğu zaman salak salak sırıttım.
Sevdiğim biliyor musun bugün 2 sınavım birden vardı. Üstelik haftasonumu uğruna yediğim için ikisine de çalışamamıştım. Yine kabul ediyorum benim üşengeçliğim de vardı tabi.
Bugün çok da üzücü bir durumla karşı karşıya kaldım, hiç haketmediğim şeyler duydum, istemeden. Duymadığımı düşünseler de, ben her şeyi duydum. Sonra bir kez daha anladım, insanlar çok acımasız. Ergen edebiyatı değil, gerçekten. Bense öyle çelimsizim ki, o önemsiz laflara çok kırıldım, büzüştüm, minicik kaldım. Düşündüm iyi arkadaşları. Mügeyi mesela, ya da Bora, Burcu. Her döndüğümde bulabilirim, üstelik yaptığım ufak tefek salaklıklardan yargılamazlar beni. Evet ben yapıyorum böyle salaklıklar, biliyorum ama kimseye zararı yok onların, kendimi yerim ben en kötü anlarda bile. Keşke dedim yine, keşke hemen burdan çıkabilsem, koşa koşa onun yanında alsam soluğu. Kovaladı dedikleri peşimden. Nefes nefese atardım kendimi yanına. Çocuk gibi teselli edilmek istiyorum sevdiğim ben çok korktum. Yiyebilirlerdi o an beni kin, öfke bürümüştü sözlerini. Yanına 4 yaşında kız çocuğu gibi oturup, yere değmeyen ayaklarımı sallamak, alt dudağımı büzmek, salak salak mızmızlanmak istedim. Biliyorum bıkarsın, bıkar insan böylesinden. Ama sırtım sıvazlansa keşke, kandırılsam, kansam. “büyüyünce geçer” deseler, büyüsem ve gerçekten geçse.
Bak sevdiğim bir gün daha geçti, bugün yine hırpalandım senden uzakta. Haberin olsun. Yeri gelmişken, bugün de salak oluyorum…
Çok kara olabiliyor bazen gözlerim. Öyle ki sonucun ne olacağını bilmeden, laaaps diye dalabiliyorum olaya. Ama konu sensen, sorgulamamın bile bir manası yoktu. Ben de annemlerin yokluğunu fırsat bilip, kimseye haber vermeden, geliverdim İstanbul’a. Yol boyu içim içimi kemirdi, benimle görüşmeme ihtimalin çok yüksekti, o zaman yine sessiz sakin dönerdim evime. Dizi falan izlerdim. İndim otobüsten, aradım seni, yeni uyanan o mırıltılı sesini bir kere daha sevdim, üstelik beni sevmediğine çok emin olduğum bir sesti. Her şeye rağmen yaptım bunu. Oradan öylece ilk otobüse binip dönmek bile koymazdı. Buluşalım dedim, inanmadın bana, manyak mısın sen dedin. Manyaklık mı bu ne alakası var? Bostancı’ya gel dedin, geldim, buldum seni. Sonra sahile gittik, hayatımda ilk defa midye yedim seninle. 3 saattir tuttuğum çişimi unuttum, zaman-mekan mevhumumu kaybettim. Ne adaların güzelliği, ne vapur düdüğü, martı çığlığı, havanın hafif soğuk olması umrumdaydı, ne de başka insanlar. Öyle kitlendim ki sana, dediğin her şey benim için dünyanın en önemli kelimeleriydi. Bazı kelimelerinde gözüm doldu, hemen anladın, zira ben başka hiçbir yere bakmadan, sürekli gözlerine baktım. Bana izafiyeti baştan kanıtlasan, ebru gündeş’ten bahsetsen, badananın inceliklerini öğretsen, yine aynı heyecan ve merakla dinlerdim seni, biliyorum. Bir ara koluna sarıldım, sana yaklaşmayı hep hayal etmiştim, o an sanki tüm dünya yıkılmaya başlasa çevremde, parça parça, o kolu tuttuğum için hayatta kalabilirdim. Duymazsın sanarak “benim senin için yapamayacağım hiçbir şey yok” dedim. Gerçekten yok. Özür dilerim, hep kırdım seni, öyle çocuğum ki azıcık sinirlensem ağzımdan neler çıktığını bilemiyorum. Seni o kadar çok seviyorum ki, sanki her zaman varmışsın, her şeyi bilmeliymişsin gibi davranıyorum. Oysa bir ay oldu seni tanıyalı. Hayatımın en güzel, en anlamlı, heyecanlı 1 ayı. Çok teşekkür ederim sana sevdiğim, anlamsız hayatıma renk geldi, kendime ufak hedefler koydum. Dedim ya ama çok toyum. Çok isterim seninle büyümeyi. Sana göre büyümeyi. Şeklini almayı. Sana uymayı çok isterim. tüm boşluklarının yerine, zaaflarının yerine, zayıflıklarının yerine beni koymanı çok isterim. Belki mükemmel biri değilim, çok hatam var, eksikliklerim var ama bütün bunlara rağmen büyük bir tutkum da var, sana ait olmak üzere. Skaler, vektörel, kalite bazında her türlü ölç beni. Seviyorum seni adam. Bıkmadan, usanmadan, yorulmadan, her gün yeni bir heyecanla, merakla, istekle seviyorum seni. İlk kez Ankara’ya dönerken sevinemedim, iğrendim buradan, yakınımda olmadığını bilmekle terbiye edildim, dövüldüm, hiç istemediğim bir şeyle yüzleştim. Oysa benim ailem, arkadaşlarım, tüm sevdiklerim burada. Beni ben yapan her şey. Ama o kadar anlamsız geldiler ki, saçma karşılaştırmalara giremem, seni onlardan daha fazla sevdiğimi iddia edemem, ki bundan sen de hoşlanmazdın zaten. Yine de biliyorum artık gelecekte, bazı anlarda, senin yanında olmayı burada olmaya tercih edebilirim. Sanırım salak oluyorum…
yalnız ben bunu yaptırırım.
(Kaynak: hayatcokrerero, besincidag gönderdi)